Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İmam Hüseyin’in (a.s) doğum günü münasebetiyle kutlanan Devrim Muhafızları Ordusu Günü’nde, mukaddes savunma boyunca uzun yıllar batı ve güney cephelerinde Hasan Bakıri, Nur Ali Şusteri, Ahmed Mutevessiliyan, Mehdi Bakıri, Muhammed Burucerdi gibi şehid komutanlarla omuz omuza savaşan, İslam İnkılâbı’ndan sonra da askerî üniformasıyla çeşitli görevlerde bulunarak İslam İnkılâbı’nı savunan Tümgeneral Mustafa İzedi ile söyleştik.
Fars Haber Ajansı muhabirinin, bugün çok önemli bir mevkide hizmet eden İran İslam Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı Yardımcısı Tümgeneral Mustafa İzedi ile Devrim Muhafızları Ordusu’nun kuruluşu, otuz yıllık çalışmaları, muhtemel tehditlere karşı silahlı kuvvetlerin askerî gücü, bölgedeki İslamî inkılâplar, Suriye ve “tehdide karşı tehdit” stratejisi gibi çeşitli konuları ele aldığı söyleşisinin notlarını aşağıda okuyabilirsiniz.
Devrim Muhafızları Ordusu İslam İnkılâbı içerisinde bir gerekliliktir
Tümgeneral İzedi söyleşinin başında İslam İnkılâbı’nın zafere ulaşmasından hemen sonra Devrim Muhafızları Ordusu’nun kurulmasının önemine değindi. Devrim Muhafızları Ordusu’nun Hz. İmam Humeyni’nin kutsî nefesinden aldığı güçle çalıştığını belirten İzedi, “Ordu; maneviyat, ibadet ve takva üzerine kurulmuştur. Ordu’nun başarısının sırrı da bu kavramlarda aranmalıdır. Bu ilahî ipe ve tevhidî ilkelere inanıp bağlı kaldıkça, aşkın ve etkin bir güç olmaya devam edecektir” diye konuştu.
Devrim Muhafızlarının İslam İnkılâbı içerisinde bir gereklilik olduğunun altını çizen Tümgeneral İzedi şöyle konuştu: “Toplumsal hareketleri incelersek, bütün toplulukların zafer kazanıp inkılâp yaptıktan sonra ihtiyaç duyduğu kurumları teşkil ettiklerini görürüz. İmam Humeyni de ileri görüşlüğüyle, İslam Cumhuriyeti’nin çocuklarının sahip olduğu potansiyel gücü de görerek, kendi ifadesiyle “İnkılâb’ın ilahî değerlerinin muhafızları” birimini kurdu.
İslam İnkılâbı Rehberi’nin Devrim Muhafızlarının kurulmasıyla ilgili tabiri
Genelkurmay Başkanı Yardımcısı konuşmasını şöyle sürdürdü: “İslam İnkılâbı Rehberi Hz. Ayetullah Hamanei de ‘Bugün Devrim Muhafızları Ordusu’na sahip olmasaydık bir an önce onu teşkil etmemiz gerekirdi’ buyurur. Muhafızlar, İnkılâbın bir gereğidir ve bu orduya şahsiyet kazandıran, bünyesinde faaliyet gösteren askerlerdir.”
İslam İnkılâbı’nın otuz üç yıllık tarihine değinen Mustafa İzedi, “Tarihimizi gözden geçirdiğimizde İslam İnkılâbı’nın, anayasaya göre görevi İslam İnkılâbı’nı ve kazanımlarını muhafaza etmek olan Devrim Muhafızlarına ihtiyaç duyduğunu ve bundan sonra da ihtiyaç duyacağını anlarız” diye konuştu.
Tümgeneral İzedi şöyle devam etti: “İlahî bir hediye olan Velayet-i Fakih sancağı altında yeşil üniformayla yer almanın iftiharıyla, Muhammed Burucerdi, Hasan Bakıri, Abbas Babayi, Seyyad Şirazi gibi şehidlerle birlikte İslam İnkılâbı’na hizmet etmeyi nasip ettiği için Allah’a hamd ediyorum.”
Amerika, Tahran olaylarına umut bağlamıştı
Devrim Muhafızları Ordusu’nun tarihsel rolüne işaret eden Tümgeneral İzedi, küresel emperyalizmin İnkılâbın ilk yıllarında Tahran’da meydana gelen olaylara umut bağladığını, bu olaylar sırasında merkezî noktalara bombalı saldırı düzenleyerek kargaşa çıkarmayı planladığını, fakat Devrim Muhafızlarının etkin faaliyetleri sayesinde bütün bu planların etkisiz hale getirildiğini hatırlattı.
Devrim Muhafızları Kürdistan halkının gönlünde taht kurdu
İnkılâp karşıtı grupların İslam Devrimi’nin ilk yıllarındaki provakatif eylemlerine de değinen Mustafa İzedi, düşman provokasyonlarının sınırlarda bölgesel krizlere yol açtığını, ama müdahaleleriyle asayişi sağlayan İslam İnkılâbı’nın değerlerini ilke edinen Ordu’nun Kürdistan eyaletinde halkın gönlüne taht kurduğunu söyledi.
Halkın sevgisini Devrim Muhafızları’nın fedakârlıklarına bağlayan Tümgeneral İzedi, “Muhafızlar, halkın güvenliği uğruna şehid veya gazi olmaya hazırdı. Halk bütün bu fedakârlıklara yakından şahit oldu” diye konuştu.
Mustafa İzedi, düşmanın, Azerbaycan, Kirmanşah, Huzistan, Gonbed, Sistan ve Beluçistan gibi sınır bölgelerine yönelik planlarını da bu gücün etkisiz hale getirdiğinin altını çizdi.
Mukaddes Savunma’da binlerce yabancı uyruklu insanın esareti
Söyleşinin devamında sekiz yıl süren Mukaddes Savunma yıllarından söz açan eski Kara Kuvvetleri Komutanı İzedi, “Devrim Muhafızları Ordusu’nun, Ordu, kolluk kuvvetleri ve aşiret korucularıyla birlikte vatanı savunduğu bu yılları İslam İnkılâbı’nın en değerli dönemi addetmemiz gerekir” diye konuştu.
Savaşın aşama aşama daha karmaşık bir hal aldığını ifade eden Mustafa İzedi, “Başta küresel emperyalizmin mali yardımlarına ve istihbarat desteğine şahit olduk. Bölgede ise başta Irak’taki Baas rejimine karşı bir tepki vardı. Ama sonra durum değişti ve onlar da doğrudan savaşa katıldı; öyle ki cephelerde İslam İnkılâbı’na karşı savaşan binlerce yabancı uyruklu insanı esir aldık” dedi.
Tümgeneral İzedi şöyle devam etti: “Bu ülkeler hızla Saddam’ın askerî birliklerini takviye ettiler. Bütün bu komplolara her geçen gün biraz daha güçlenerek ve arka arkaya başarılı operasyonlar düzenleyerek karşı duran Muhafız Ordusu’ydu.”
Pakistanlı Komutanı şaşırtan Velfecr-8 Tatbikatı
Mustafa İzedi, söyleşinin devamında, hak cephesinde batıla karşı savaşan İslam mücahidlerinin operasyonlarıyla ilgili bir hatırasını anlattı: “Mukaddes Savunma dönemini geride bırakmıştık, Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı misafirimizdi. Kendisini Velfecr-8 Tatbikatı’nı izlemeye davet ettik. Tatbikat yapan mücahidlerimizi izlerken kendisini öyle kaptırdı ki, oradan ayrılmak istemedi; orada öylece durup izledi.”
Ordu’nun dünya liderlerini uykusuz bıraktığı gece
Şelemçe Kalesi’nin İslam mücahidlerince ele geçirilmesinin ve Kerbela-4 ve Kerbela-5 operasyonlarının dünya liderleri açısından inanılabilir olmadığını ifade eden Tümgeneral Mustafa İzedi, “Dünya liderlerinin birçoğu o gece sabaha dek uyuyamadıklarını bizzat söylediler. Çünkü İslam mücahidleri Basra kapılarına dayanmıştı. Hatta Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanı o gün Devrim Muhafızları Ordusu Kara Kuvvetleri’nin bölgenin en güçlü ordusu olduğunu söylemişti” diye konuştu.
Bosna Savaşı’nda İmam Humeyni’nin düşüncelerinin etkisi
Devrim Muhafızları Ordusu’nun ve Besicilerin, Hz. İmam Humeyni’nin kutsî nefesinden aldıkları güçle çalıştıklarını ve İmam’ın nefesinin farklı bölgelerdeki insanları harekete geçirdiğini söyleyen Tümgeneral İzedi Bosna Savaşı’nı örnek göstererek şöyle dedi: “Bendeniz bir süreliğine Bosna’da bulundum. Müslümanların kuşatma altında tutuldukları bölgede bir doktorun elinde silahla savaştığını gördüm. Ona kendisini buraya neyin getirdiğini sorduğumda bana İmam Humeyni’den ilham aldığını söyledi.”
Bugün düşmanın yoğun tehditleri altında savaşıyoruz
Mukaddes Savunma’dan sonra Devrim Muhafızları Ordusu’nun gelişmeye devam ettiğinin altını çizen Mustafa İzedi, “İslam İnkılâbı değerlerinin muhafızı olarak Muhafızlar Ordusu, görevini nerede yerine getirmesi gerektiği konusunda dikkatlidir. Çünkü bugün İslam İnkılâbı’na yönelik tehditlerle mücadelede kalabalık bir kitleyle karşı karşıyayız. Bir zamanlar düşman gücüyle karşı karşıya kaldık, göğüs göğse çarpıştık ve karşılaştığımız her yerde onu ağır yenilgiye uğrattık. Ancak düşmanın bu yenilgisi, güvenliğimizi uzun süreli tazmin etmemizi gerekli kılar. Düşman komplolarından vazgeçmiş değil! Düşman, tevhid, adalet ve Kur’ân eksenli bir düzeni asla kabullenmez.”
İslam İnkılâbı Rehberi Ayetullah Hamanei’nin “Nükleer enerji düşman açısından bir sorun teşkil etmez, onların derdi İslam hükümetiyle mücadele etmek ” sözünü hatırlatan Tümgeneral İzedi, “Bugün düşmanın hedef kitlesi çok daha genişlemiş durumda. Başlangıçta darbe ve Münafıkların (Halkın Mücahidleri) eliyle ülke içinde kargaşa çıkarmak gibi yollara başvurarak güvenliğimizi tehdit ettiler. Bu yollara bugün de başvuruyor, internet, uydu kanalları, sanal dünya gibi imkânları amaçları uğruna kullanıyorlar” diye konuştu.
Ordu, İslam İnkılâbı’na yönelik modern tehditlerle mücadele etmelidir
Düşman tehditlerinin alanının geçmişe oranla çok daha genişlediğine dikkat çeken Tümgeneral Mustafa İzedi şunları söyledi: “Düşman İslam İnkılâbı’na zarar vermek için akıllı bir güçten faydalanıyor. Görevi İslam İnkılâbı’nı ve inkılâbî değerleri muhafaza etmek olan Devrim Muhafızları tüm alanlarda mücadele etmeye hazır olmalıdır.”
İnkılâbın değerlerine şahsiyet kazandıran muhafızların basiretle çalışmaları gerektiğinin altını çizen Genelkurmay Başkan Yardımcısı İzedi, “Bugün basiretli olmak, düşmanın bize karşı mevcut bütün araç ve imkânları kullandığını bilmektir. Bu araçların hangi alanlarda kullanıldıklarını tespit etmemiz ve mücadele için kendimizi hazırlamamız gerekir” dedi.
İran halkının inkılâbı bölgesel İslamî uyanışa öncü oldu
Söyleşide Ortadoğu’daki İslamî uyanış hareketlerine ve İslam İnkılâbı’nın bu hareketler üzerindeki etkisine de değinen Tümgeneral İzedi, “İmam Humeyni’nin tabiriyle İslâm İnkılâbı bir nur patlamasıdır ve bugün bölgede şahit olduğumuz patlamalara öncülük etmiştir” diye konuştu.
Dünya Müslümanları ve mustazafları açısından İslam İnkılâbı’nın alevli bir meşale olduğunu ifade eden Mustafa İzedi, “İslam İnkılâbı mahiyeti itibariyle kültüreldir, dolayısıyla etki alanı belli bir rejim veya etrafı sınırlarla çevrilmiş belli bir coğrafya değildir. İnkılâp mesajını Avrupa’nın ve Amerika’nın kalbine kadar ulaştırmıştır. Küresel emperyalizmin tehdit olarak algıladığı şey de işte bu mesajdır. Emperyalistler İslam İnkılâbı’yla mücadele etmek için bütün imkânlarını bu yüzden seferber etmiştir. Casusluk yuvası baskınında ele geçirilen belgeler, düşmanların İslâm İnkılâbı’nı henüz cenin halindeyken yok etmeye çalıştıklarını göstermektedir ” dedi.
Amerika dünya liderliğinden, olayları kontrol etmeye çalışan bir mekanizmaya dönüştü
Ortadoğu’da İmam Humeyni’nin düşüncelerinin hayata geçirildiğine tanık olduğumuzu belirten Tümgeneral İzedi Mısır’a işaretle şöyle dedi: “Mısır halkının inkılâbında atılan sloganlar bir zamanlar bizim ülkemizde atılan sloganlarla aynıdır. Hareketin başlangıç noktası da Cuma namazıdır. Bu da Mısır inkılâbının kökeniyle İran inkılâbının kökeninin aynı olduğunu gösterir.”
Ortadoğu’daki olayların küresel emperyalizmin müdahalesinin dışında geliştiğini söyleyen Tümgeneral İzedi, “Bir zamanlar Amerikan emperyalizmi dünyaya liderlik yapardı ama şimdi sadece olayları kontrol etmeye çalışıyor” diye konuştu.
Mustafa İzedi şöyle devam etti: “Önümüzde aydınlık bir yol var. Geleceği göz önünde bulundurarak vazifemizi en güzel şekliyle yerine getirmeli, önümüze çıkan fırsatlardan en güzel biçimde faydalanmalıyız; özellikle de bölgenin yeni bir döneme girdiği bu günlerde.”
Bütün Fars Körfezi ülkeleri Amerikan üssü oldu